preload
Tem 02

Ne güzelmiş dostluk için akan gözyaşının tadı…

DOSTTAN GELEN

“Selam olsun bu yazım sana… her nekadar kacar durumda olsanda -belki de bu durum benim kadınlık hüsnü kuruntum- benim buna izin vermem imkansız..

iyi oldugun ve herseyin yolunda oldugu konusunda endiseleniyorum… temennim, iyi olmasıdır tabiki..

tanıdıgım en mükemmel insansın. -iltifat degil kesinlikle- bu sebepten dolayı seni kırmak, üzmek istemem.. beni yanlıs anlamanı da istemem… aramızda bir sogukluk oldugunun farkındayım… sebebi de sanırım son konusmamızda ortaya cıkan konu.. ama bak hatalarımı düzelttim, artık sen diye hitap ediyorum…

belki de bu yazım cok sacma gelecektir sana… onca ugrasın, derdin arasında off bee diyebilirsin…

beni üzen de bu iste.. en kötü anlarında senin yanında olamamak.. hatamı anlıyorum… af diliyorum…

sevgiler…”

——————————-

VE ONA GİDEN

“Sevgili Dostum,

Kaçmıyorum senden.

Yalnızca seni kırmak istemediğimden sen geldiğinde susuyorum. Çünkü çok üzgün zamanlarım da bir dost sıcaklığı bekledim senden. Belki göz yaşlarıma dokunabilecek bir kadın eli… Olmadın o yüzden kırgındım sana…

Çok ama çok zor günler geçirdim. Oğlumu ne kadar çok sevdiğimi en iyi bilenlerdensin ve ben oğlumu 58 gün göremedim. Ama geçti düzeliyor… Daha da iyi olacak elbette… Benden aldıkları elbet bir iz bırakacak ama sürüyor işte içine tükürdüğümün yaşamı..

“Sen” beklentime karşılık vermemiş olmana kızmadım. Yalnızlığıma “Siz” soğukluğu ile yazdığın için buruldum sadece. Oysa benim Ankara’da oğlumdan başkta hiç kimsemin olmadığını biliyordunuz… Sarılıp ağlayacağım tek adam da askerdi işte…

Yazdıkların saçma gelmedi sevgili dostum, aksine çok uzun zamandır sana yazmak istediğim bana yazmanı istediğim şeylerdi bunlar.

Üzülme artık. Dostluğumuz en sıcak haliyle duruyor bıraktığımız yerde.

O günü hatırlayarak yazdım bunları ve gözyaşlarıma engel olamadım. Ne güzelmiş dostluk için akan gözyaşının tadı…

Sevgiyle

Nejdet
——————-

Tem 02

gözlerime bak

May 27

Sen mi yoksa tutkuya olan bu arzu mu bu vazgeçmek istemediğim bilmiyorum.

Kapitalizmin kuralıdır ya hani; “Bir malın değerini sahibi belirler”. Her ne kadar bir meta olmasa da yoğunluğu ile maddesel bir gerçeklik ifade eden ve şu haliyle yalnız ve bir tek bana ait olan bu sevme yolculuğunun değerini ben belirliyorum.

Kendime kızdığımda oluyor! Seni mütereddüt etme ihtimalim geldikçe aklıma. Bu kadar naif bi denli zarif bir öznenin yalnızlığa olan talebine karşı duruşum haksızlık mı gerçekten (sana rağmen senin için) bilmiyorum.

Ama hiç vazgeçesim yok zihnim bu denli duruyken ruhumun böyle çakırkeyf olmasından.

May 19

Kendi sesimden şiirim

GECENİN ŞİİRİ

Böyle nasıl çığrından çıktı her şey
Konuşmak anlamsız biliyorum ama
Ne bileyim devamlı düşünmekten de alamıyorum kendimi,
Bilmiyorum nasıl hissetmem gerektiğini bilmiyorum
DEDİ KADIN
VE SUSTU BİR KAÇ SANİYE

Continue reading »

May 16

İlk gençliğini yaşarken terkedilen nice delikanlıya verdim bu nasihatı ; “En büyük aşk son aşktır üzme kendini unutursun” diye. İşin garibi inanırdım da bu söylediğime. Ama öyle zamanlar gelir ki kendi sözlerin kendine yavan gelir.

Kendimize itiraf edemediğimiz suçlarımız, günahlarımız ve yalanlarımız vardır ya hani! Sanırım bu nasihat da öyle bir itiraf edememe.

Olmuyor!
İnsan kimi aşklarının üzerine aşk koyamıyor. Hiç bir kadın O’nun yerini tutmuyor. Nice deli, doludizgin, dörtnala aşklara savursan da yüreğini kimilerinin yerini hiç kimseler dolduramıyor.

İtiraf ediyorum çocuklar; Ergin sana, Onur sana ve Çağrı sana… Olmuyor kimi aşkların yerini hiç bir yeni aşk tutmuyor.

En büyük aşk son aşk değil. En büyük aşk üzerine aşk koyamadığınız aşktır.